Reftar

Kategori: Köşe Yazıları

Toplam 39 Yazı

Kötü Huylu Bir Yalan

Her insan her duyguyu deneyimlemiyor. Hepimiz babamızı küçük yaşta kaybetmiyoruz mesela; her anne bebeğine mama alabilmek için yardım tırlarının önünde kuyruğa girmiyor. Herkesin ülkesi işgal edilmiyor. Bütün çocuklar gökyüzünden bomba yağan topraklarda doğmuyor. Çoğumuzun uzaktan izlediği, kalbimize dokunan ama algı düzeyinde bir sinema filminden daha fazla “gerçek” olmayan şeyler bunlar.

Devamını Oku

Benim Trabzonspor’um

3 Ekim 1990, günlerden Çarşamba. Güngören’de, evimizdeyim. Hava kararmış, elektrik yok. Zaten elektrik ve su, gurbete giden işçi gibiler o yıllarda, dönüşleri hayal. Maça bir saat var ama herhangi bir biçimde dinleme ya da izleme imkânım yok. Maç dediysem öyle alelade bir karşılaşma gelmesin aklınıza, Barcelona ile Trabzonspor, Avrupa Kupa

Devamını Oku

Vurun Davutoğlu’na!

Askerliğimi Maraş’ta, bir komando bölüğünde yaptım. İlk bölük komutanımız Kadri Üsteğmen, sert mizaçlı, otoriter, yokluğunda bile gözü ve kulağı üzerinizdeymiş hissi verecek kadar karizmatik bir adamdı. Sadece erat değil, rütbeli personel de kendisinden çekinir, kimse Kadri Üsteğmen hakkında konuşmazdı. Disiplinin bozulmasına asla müsaade etmediği için işler tıkır tıkır yürürdü. Tayin

Devamını Oku

Sırp mısın Evladım

90 öncesi nesillerin çok iyi bildiği bir azarlama kalıbı var. Özellikle Anadolu kökenli anne ve babalar, yaramazlığı abartıp kardeşleriyle kavga eden veya etrafa zarar veren çocuklarına “Oğlum Rus musun sen?”, “Sırp mısın evladım niye böyle yapıyorsun?”, “Senin yaptığını gâvur yapmaz” gibi sözlerle çıkışırlar. Bu sözler öylesine söylenmiyor elbette, hepsinin halkımızın

Devamını Oku

Muhammed’in Abileri Nerede?

Ben cesur bir çocuk değildim; kavgaya tutuşmak söz konusu olduğunda korkardım. Hemen her Trabzonlu gibi çabuk alevlenir, çabuk sönerdim; ama cesur bir çocuk değildim. Ta ki kardeşlerimle gezintiye çıktığım bir gün, mahallenin serserileri yolumuzu kesene kadar… 91 senesiydi. Güngören o yıllarda “piskopatı” bol bir semtti; bali çekip tiner koklayan, Müslüm

Devamını Oku

Üniversite Tipi Solculuk: 4.99 TL

Üniversitelerimizde yakın zamanda peyda olan ve aynı sığlık, aynı dar kafalılık, aynı bağnazlıkla hareket eden bir “solcu öğrenci” tipi var. “Müslüman” görünce içinde uyanan canavarı gemleyemeyip etrafa nefret saçan bu tip, eyleme döktüğü öfkesini tutarlı bir ideolojiye dayandırmaktan çok uzak. Böyle olması da gayet doğal; zira ortada yıllar içinde şekillenmiş,

Devamını Oku

Gerçek Hıristiyanlık Bu Değil!

“Başkan Obama, IŞİD’in İslami olmadığı konusunda ısrar etmeye devam ediyor. Peki, belki onlar Müslüman inancını kendisi ile aynı şekilde tatbik etmiyor olabilirler! Ama dünya çapındaki çok sayıda Müslüman, insanların sadece farklı düşünceye sahip oldukları, karikatür çizdikleri, kitap yazdıkları, yanlış kişiyle evlenmek için evden kaçtıkları için ölmeyi hak ettiklerine inanıyorsa, ki

Devamını Oku

Kötüsün Yıldıray

Emrah Serbes yazmayı bıraktı. Çünkü Türkiye’de büyük trajediler yaşanıyor. Böyle bir dünyaya roman getirmek istemeyen Serbes, bundan böyle yalnızca boks yapacağını açıkladı. Ardından bir de tehdit savurdu: “Başkanlık hayali kuranların kâbusu olacağım!” Kâbus Emrah’ın yarattığı, yirmi dört saat kafayı çekip etrafındakilere küfreden karizma abidesi “LA, BEBE, LA” Behzat komiserin de

Devamını Oku

Orası Mescid-i Aksa Değil Gerizekâlı

İsimlendirene kadar canımı çok sıkan, ancak adını koyup ete kemiğe büründürdükten sonra rahatladığım bir mesele var: Hassasiyet budalalığı. Sosyal medyanın sümük gibi yapışan tuhaflıklarından biri. Sözlerinizin manasını ya da amacını değil, içeriğini dert edinip durduk yere canınızı sıkmaya yemin etmiş bir güruh tarafından yaşatılıyor. Edep, üslup hak getire. Çoğu kez

Devamını Oku

Seçime Dair 4 Soru 4 Cevap

“HDP barajı geçti, AK Parti iktidardan düştü, şimdi bu nankör halkı cezalandırmanın zamanı gelmedi mi?” Hayır, gelmedi. Hakan Albayrak gibi isimlerin “DİK DUR YA EHLİ İSLAAAAM!” benzeri sloganlarına kanıp da romantik hayallere kapılmayın. Türkiye Cumhuriyeti, trip atılan sevgilinin sürünerek özür dilediği bir Hande Yener şarkısı değildir. Gazeteci, yazar, aydın vasfına

Devamını Oku

Alçaklığın Ulusal Tarihi

Tarihi kimin yazdığı önemlidir. İnekler kurban bayramını tasvir etseydi benzerine rastlayamayacağımız vahşet sahneleri görürdük. Kasapların kalemine emanet edilecek kurban bayramı tarifi ise teknik bir ruhsuzluktan ibaret olurdu. İkisi de çocukların heyecanını ve korkusunu, kadınların eve gelecek etleri bölüp parçalama hazırlıklarını ya da bir ibadeti gerçekleştirmiş müslümanın huzurla kıldığı şükür namazından

Devamını Oku

Cinayet A.Ş.

Bugünlerde bazı televizyonlar, gazeteler ve etkin sosyal medya hesapları özel bir gündem oluşturma derdindeler. Zaman ve mekân fark etmeksizin, insanlık tarihi boyunca var olmuş adi suçları sanki aniden hortlamış, iktidarın politikaları sayesinde cinnet getiren bir halkın geçici çılgınlıklarıymış gibi sunuyorlar. Geçtiğimiz hafta şahit olduğumuz akıl almaz vahşilikteki Özgecan Aslan cinayetinin

Devamını Oku

Beşinci Kör

İşler giderek çirkin bir hâl almaya başladı. Hep öyle olur zaten. Ne zaman toplumun tamamını ilgilendiren bir olayla karşılaşsak, bu olayı daha iyi bir sosyal düzen oluşturmak için değil, mevcut parçalanmışlığı daha da derinleştirmek için kullanıyoruz. Bu neden her defasında böyle oluyor bilmiyorum. Belki Cumhuriyet kurulurken meydanlara dökülüp birbirimizi kesseydik,

Devamını Oku

Gaza Gelenler Mezarlığı

Şimdilerde Kardeş Payı dizisini çeken ekibin bir önceki projesi İşler Güçler’de Ahmet Kural ile Murat Cemcir arasında sık sık geçen, çok sevdiğim bir diyalog vardı: “Gaza gelme abisi”. Genelleme yapmak doğru mu bilmiyorum ama çoğu zaman anlık hislerle kendini rüzgâra bırakan bir millet olduğumuz kesin. Spordan edebiyata kadar birçok alanda

Devamını Oku

Salatalık Zam Şampiyonu!

21. yüzyıla sağlı sollu girişen internetle beraber bir “söz patlamasının” yaşandığı Türkiye, günden güne “ifadenin fakirleştiği” bir ülke haline dönüştü. Çocukların anne demeden önce dokunmatik ekrandan Pepee açmayı öğrendiği bir memleket için şaşırtıcı bir durum bu. Söz sürekli artıyor ama ne farklılaşıyor ne de çeşitleniyor. İdeolojiler bile mecra değiştirecekken önce

Devamını Oku