Reftar

Kategori: Edebiyat

Toplam 15 Yazı

Semaya Müptela Bir Çılgın

“Büyük bir tehlike içindeydim. Gerçi vaka mahalline henüz kimse gelmemişti ama, belki silahlı bir müdafaa ihtimali, böyle bir ihtiyatı icap ettiriyordu. Meydanda daha birkaç tayyare vardı, fakat hazır değillerdi. Aynı zamanda Eşref’i resmi bir müesseseye göndermiş bulunuyordum. Eşref’in ne gibi ihtimallerle karşılaşacağı muhayyilemde canlandığı zaman ürkmüş ve kendimden utanmıştım. Çünkü

Devamını Oku

Uzun Sürmesi Muhtemel Bir Proje İçin Kitapseverlerden Ricamdır

“Ben iyi bir okurum” diyen sevgili arkadaşlar, çok eskiden beri kafamda olan, fakat tek başına yapmaya kalksam yıllarımı alması muhtemel serbest bir çalışma için yardımınıza ihtiyacım var. “İş nedir abi?” diye sormayın, henüz ben de bilmiyorum. Fakat neye ihtiyacım olduğu çok açık: Alıntı. Özellikle hikâye, roman, biyografi, otobiyografi, hatırat, oyun

Devamını Oku

Büyümek

Çocukluğumun zamanlaması güzeldi. Hem tek kanallı dönemi, hem özel televizyonların doğuşunu gördüm. Bütün dünyam çizgi filmdi. Yakari’den Voltran’a, Tsubasa’dan Transformers’a kadar nice seriler vardı aşığı olduğum. Okuldan başka meşgalem olmadığı için her fırsatta bunları izliyordum. Ama bir yandan da huzursuzdum. Babam sürekli haberleri ve “açık oturum” denilen tartışma programlarını izliyor;

Devamını Oku

Kafalarda Bir Tuhaflık

Orhan Pamuk’un en büyük talihsizliği, Türk edebiyatının önemli yazarlarından biri olmasına karşın genellikle edebiyat dışı (ve çoğunlukla gereksiz) tartışmaların odağında yer alması sanırım. Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandığı 2006’da, bu ödülü hak edip etmediğinden çok, politik duruşunun bu ödülü almasında etkisi olup olmadığı konuşulmuştu uzun süre. Hâlbuki Orhan Pamuk, zaman zaman

Devamını Oku

Başkalarının Acısına Bakmak

Günümüzde birçok savaş karşıtı eylemde kullanılan meşhur bir fotoğraf var. ABD’li Eddie Adams’ın 1968’te çektiği bu fotoğrafı çoğunuz görmüşsünüzdür: Vietnamlı polis şefi Nguyen Ngoc Loan, Vietkonglu esirini kafasından vurmak üzere tabancasını çekmiştir (Birkaç saniye sonra da vurmuştur). Elleri arkasından bağlı esirin yüzündeki acı ve umutsuzluk ifadesi unutulacak gibi değildir. Adams,

Devamını Oku

İyi Yazmak Üzerine Notlar

Yazı dünyası ile alakamın olmadığı yıllarda bile takıntılı olduğum bir konuydu “iyi yazmak”. Kendi adıma değil, yazar olduğunu iddia edenler adına. Türkçenin temel kurallarından yoksun, özensiz, sallapati metinler bu takıntımı giderek derinleştirdi. Uzun yıllar çeşitli internet ortamlarında yazıp çizdikten sonra Gerçek Hayat Dergisi’nde yazmaya ve editörlük yapmaya başladım. İşin vahametini

Devamını Oku

Nihada

Srebrenitsa katliamının üzerinden 20 yıl geçti. 20 koca yıl… Avrupa’nın alnına çalınan ve sonsuza kadar çıkmayacak bu kara lekenin hikâyesini kimse Nihat Genç gibi anlatamadı. Yazıldığı günden beri her yıl bir-iki kez okuduğum ve her defasında tekrar tekrar boğazımı düğümleyen bu yumruk gibi yazıyı blog’umda ağırlamak istedim. * Oradaydım, törende.

Devamını Oku

Her Şey Bir Rüzgâra Bakıyor Abi

1991 senesiydi, on bir yaşındaydım; elime nereden geçtiğini hatırlamadığım kocaman bir ANAP bayrağını bir apartmanın ikinci katındaki evimizin sokağa bakan penceresinden aşağı sarkıtmış, bir yandan koli bandıyla mermere yapıştırmaya çalışıyor, bir yandan da annem bunu görünce nasıl bir dayak yiyeceğim diye düşünüyordum. Annem de her anne gibiydi, güzel döverdi. Bana

Devamını Oku

Hayat…

Ariflerin âsâsı, ahmakların arsızlığıdır. Allah’a açılmış avuçların ardına, âminlerle aydınlanmış akşamların ayazını asmaktır. Aşktır. Abluka altına alınmış avuntuların acısıyla anlamsızca ağlamak, aksayan aklının artık almadığı anıları acziyetle arzulamaktır. Boğulmaktır. Bazen bir bardağın boşluğunda, bazense bitmek bilmeyen buhranların bilinçsiz bulanıklığında bağırmaktır. Bağırdıkça benliğinin balçığına bulanmak, bağımsızlığını bilinmezliğe bırakıp, bilinenlerin boş bakışlarıyla

Devamını Oku

Kusursuz Cinayet

Ağustos güneşinin göğün tam tepesinde asılı durduğu, sıkıntıdan ne yapacağımızı bilemediğimiz yapışkan bir Perşembe öğleden sonrasıydı. Kuran kursundan kaçtığımız için erkenden mahalleye dönmeye cesaret edememiştik. Döndüğümüzde de ortalıkta kimse yoktu. Vedat kılçığı topu getirmek için eve gitmişti ama gidiş o gidiş. Belli ki tekrar dışarı çıkmaya niyeti yoktu. Hava sıcaktı.

Devamını Oku

Siyah Beyaz Bir Evren Hikâyesi

  Hayal meyal bir anım var sol tarafta fotoğrafını gördüğünüz adamla ilgili. Çocukluğumun bana şu an için fazlasıyla puslu gelen yıllarından miras, üzücü bir anı. Öyle puslu ki, bunun gerçekten başımdan geçmiş bir hadise mi, hayalimde yarattığım bir kurgu mu, yoksa ne zaman gördüğümü hatırlamadığım bir rüya mı olduğunu kesin

Devamını Oku

Tuğla

Eğer bir kitapçıda kitap kokularını içime çeke çeke dolaşırken elime alıp karıştırdığım bir kitabın sonu gelmez cümlelerle bezeli sayfalarca uzunluktaki paragraflarla dolu olduğunu görürsem içimi kaplayan derin umutsuzluğun nefsimden mi yoksa mantığımdan mı kaynaklandığına dair içten içe tutuştuğum kavganın kimin galibiyetiyle sona ereceğine dair tahminlerim daima yanlış çıkar. Bu böyledir.Kimi

Devamını Oku

Şafak Sezer ve Generalin Köpeği

Sosyal medyanın bizi sürekli olarak “hız” ile sınaması ayarlarımızı bozdu. Herhangi bir şeye “anında” tepki vermenizi isteyen bu düzen, kimseye bir an geriye çekilip düşünme, bir-iki derin nefes alıp sakinleşme şansı bırakmıyor. Ne söyleyecekseniz hemen söyleyeceksiniz. Üç-dört saat beklemek sizi gündemden koparır ve “bîtaraf” yapar. Koşacaksınız. Telefon elinizden düşmeyecek. Hâl böyle olunca,

Devamını Oku

Ben

Ben kafası karışık bir adamım. Kararlı göründüğüm sayısı az anların gerisinde sonu gelmez düşünce buhranları vardır. Elma suyu ile üzüm suyu arasında dahi midemde stres yanıkları bırakacak denli kararsız kaldığım görülmemiş şey değil. Güvenmeyi bir türlü başaramadığım güvenilir organizmaların “ah”ını alıyorsam bilin ki bundandır. Yürüdüğüm yolda attığım emin adımlara bakıp

Devamını Oku

Beyazlamış Michael Jackson ve Menteş Ahlakı

Gezi Parkı sürecinin şahsıma en büyük faydalarından birisi de bulunduğu konumu kaybetmemek adına kırk takla atan çakma demokratların, Perihan Mağden’in cuk oturan tabiriyle “vijdan kuaförleri”nin kabak gibi ortaya çıkmaları oldu. Malum şahsın karakterinden bağımsız olarak, bu duruma “Menteş Ahlakı”, sahiplenicilerine de “Menteş Ahlaklı” demek çok da tuhaf kaçmayacaktır. Menteş Ahlakı’na

Devamını Oku