İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Benim yalanım işini bilir

Medyayı takip edenler konuyu az çok biliyordur ama özet geçeyim: Geçtiğimiz hafta bir kısım basında, ilahiyatçı Prof. İbrahim Emiroğlu’nun toplumun bir kesimini “yobazca” aşağıladığına dair haberler yayınlandı. Önüme ilk düştüğünde, sadece laiklikle ilgili sözleri gördüğüm için “Arkadaş nedir yani, her şey için ifade özgürlüğü var da bunun için yok mu” demiştim. Hoca’ya atfedilen sözler çok daha ağırmış meğerse. Bundan dolayı on binlerce kişi sosyal medyada “Zaten bu yobazlardan başka ne beklenir” çerçevesinde sayıp sövdü. Sonrasında, Emiroğlu’nun aslında o sözleri hiç söylemediğini, haber kaynağının da “dıdısının dıdısının dıdısı” olduğunu öğrendik. Ne var ki Hoca daha ilk günden üniversitedeki görevinden uzaklaştırılmış, sayısız saldırı ve çirkin ithamın hedefi olmuştu. İsminin başında “ilahiyatçı” yazıyordu ne de olsa.

Bunu söylemek çok acı ama buraya kadar her şey “normal”. Alıştık bunlara. Asıl sıkıntı hakikat ortaya çıktıktan sonra oynanan akıl almaz tiyatroda. Önce Ahmet Hakan’ın Hürriyet’te, ardından Yıldıray Oğur’un Karar’da ve son olarak Yeni Şafak’tan Ersin Çelik’in Twitter’da yazdıklarıyla, ilaveten meselenin aslını bilenlerin delilleri ortaya koymasıyla gerçek ortaya çıktı. Gelin görün ki iftira ve itibar suikastı fırtınasını yaratanlarla yangına benzin taşıyanlar (ve tamamen görmezden gelenler) hiç oralı olmadı.

Sırayla gidelim. Haberi geniş kitlelere ulaştıran BirGün, T24 ve Sputnik siteleri tekzip yayınlayıp özür dilemek şöyle dursun, haberi sitelerinden kaldırmadılar bile. Bu tam da şanlarına yakışır bir hareket olduğu için üzerinde durmadım. Beni asıl şaşırtan, haberler ve tepkiler ortaya çıktığında Prof. Emiroğlu’nu arayıp “Bunlar doğru mu” diye sormadan Hoca’nın görevine sorgusuz sualsiz son veren rektör Nükhet Hotar oldu. Kendisinden istifa beklemenin Türkiye şartlarında çok komik kaçacağı doğru, evet, ama en azından bir özür dilemesini, iade-i itibarda bulunmasını umdum. Bunun için de sosyal medyada elimden geldiğince kamuoyu oluşturmaya çalıştım. Sonuç? Nükhet Hanım başka bir sürü konu hakkında tweet atar, Instagram’da paylaşımlarına devam ederken havaya bakıp ıslık çaldı. Emiroğlu’nun haksız yere linç edilişine ortak olduğu yetmezmiş gibi, bundan en ufak bir pişmanlık duyduğunu da görmedik. Dört dönem milletvekilliği de yapmış bir kişinin bu “adalet” anlayışı gözlerimi yaşarttı.

İsmail Saymaz gibi “bağımsız ve adil” gazetecilerin tavrı da kocaman bir şakaydı. Haberle ilgili ilk tepkisi Emiroğlu’na “hastasınız siz” demek olan Saymaz, mesele ortaya çıktıktan sonra ne tweet’ini sildi ne özür diledi. Yıldıray Oğur’un ilgili yazısını paylaştıktan sonra bile tepkilere cevaben “kardeşim ne profesörü ya, ne konuşuyorsunuz siz” yazması da komedi tarihinde yerini aldı. Çünkü araştırmacı gazeteciliğin duayeni sevgili İsmail Saymaz, paylaştığı yazıyı (muhtemelen “hasta yobazlar” algısının doğruluğunu anlattığını düşünüyordu) okumamıştı bile.

Ben durmadım tabi, “yalanın karşısında hakikatin savunucusu” pozlarından geçilmeyen teyit.org’a da sordum: “Geçen hafta bu haberle çalkalandı ortalık, neden tek kelime yazmadınız?” Verdikleri cevap “inceliyoruz” oldu. Fransa lideri Macron’un kafasına yumurta atılıp atılmadığı gibi kıytırık bir haberi takipçilerine anında “teyitleyen” arkadaşlar, birkaç gün önce kesin biçimde çürütülmüş bir iftirayı hâlâ inceliyor. Ne diyeyim, Allah yardımcıları olsun; 375 koli dolusu deşifreyi okumak kolay değil.

Rektörün de iftiracı gazetelerin ve onlara destek olanların da ortalığın durulmasını beklediği aşikâr. Nasılsa birkaç güne gündem değişir, Ersin başka şeylere bakar, Turgay’ın takipçileri “abi yeter artık hep aynı konu” diye sıkılır, o unutur, beriki duyulmaz olur ve ortalık mis kokar. Nükhet Hotar yine “Aman da ne kadar modern bir üniversiteyiz” paylaşımlarına, İsmail Saymaz bağımsız ve boyun eğmez gazeteci pozlarına, teyit.org “kirletilmiş dijital haberciliğin kutsal kurtarıcısı” havalarına devam eder.

Söyleyecek tek bir şey var: Geçmiş olsun İbrahim Hocam. Sen bu felaketi günahlarına kefaret say ve kimseden bir şey bekleme.