Reftar

Amokachi’nin Muazzam Donu

Gerçek Hayat’ın 794. sayısında yer alan “Bir Şeyler Söyle Zizek” başlıklı dosya için araştırma yaparken, ünlü filozofla Türkiye’de gerçekleştirilmiş röportajları okumaya başladım. Onlardan birinde, söyleşiyi yapan gazeteci Zizek’in barda kola içtiğini yazdığı cümleye küçük bir açıklama iliştirmişti: “Bildiğiniz gibi kendisi alkol kullanmıyor”. Normalde yerden yere vurma niyetiyle yola çıkmıştım ama bu bilgiyi görür görmez gayriihtiyari sempati duydum Zizek’e.

Sloven düşünürün İslam’la hiçbir ilgisi yok (en azından şimdilik). Ayrıca kendisi bazı marjinal davranışlarıyla da gündeme geliyor ara sıra. Ama tüm bunlar bir anlığına da olsa kendisine yakınlık hissetmeme, “Ulan helal olsun be” dememe engel olmadı.

Uzun yıllar önce, yaz tatilinde Trabzon’a, köyüme gitmiştim. Bir akşam, Beşiktaş-Trabzonspor maçını izlemek için köy meydanındaki kahvehaneye indim. Orada bir amca, Beşiktaşlı Daniel Amokachi’ye hayranlıkla bakıyor, “La habu gara uşağun muazzam doni var” diyerek tebessüm ediyordu. Kastettiği, Nijeryalı oyuncunun dizine dek uzanan “İslami ölçülerdeki” şortuydu. Amca bundan çok mutlu olmuştu. Türk futbolcuların göstermediği hassasiyeti “gara uşaktan” görmek onu pek sevindirmişti.

Müslümanlar genel olarak böyledir; ideolojisi, kimliği, geçmişi ne olursa olsun, isteyerek ya da istemeyerek yapsın, “Müslümanca” davranış sergileyen herkese az çok yakınlık hissederler. Anadolu insanının, vücudundaki onlarca dövme ve tuhaf kıyafetleri yüzünden normalde “zibidi” diye anacağı Athena Gökhan’a böylesi teveccüh göstermesinde, ünlü müzisyenin dini vecibeleri yerine getirdiğine dair işaretler olmasının payı büyüktür.

Düşünüyorum da bu kadar naif bir hassasiyete rağmen her kim bu halk tarafından sevilmiyorsa hakikaten büyük iş başarıyordur. Amokachi’nin “muazzam donundan” bile etkilenen bir milletin gönlüne girmek hiç de zor değil çünkü. Öyle aman aman çabaya da gerek yok; halkın inancına ve kültürüne saygı göstermek, onlar hakkında her ağzını açtığında küçümsememek, küfür etmemek kâfi.

1980'de Trabzon'da doğdu. Üsküdar'da yaşıyor. Yazarlık ve editörlük yapıyor. Ayrıca -artık bu mesleği icra etmese de- bir mobilya ustası. Evli. Esma Rahel adında feci derecede tatlı bir kızı var. Trabzonsporlu. Dünyayı ancak başak burçlarından oluşan bir komisyonun kurtarabileceğine inanıyor. İyi çocuktur. Çocuktur.

0 Yorum

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.